

sünGü: mezaR başIna diKilen işaRet sIrığı
Bir kuşun ağzında
Sen ülkemden tüm baharları çalan
Bir eski alınganlık
Suskusundan öpülmüş bir makam,
Gülüşünden vurulmuş bir çocukluk getirdim sana
canefza
Sokaklarda yankısını duydum
Bir dağ çiçeği ölmesinin
Sokaklarda yazılıydı karanlığın alfabesi
Anladım
Ben kahve karasıyım bir çocuğun gözlerinde,
Sen iki yara arası ahraz kırgınlığım,
canefza
E l i f N u r a y
Dereler! Derdiniz uğulduyor kulaklarımda…
Ellerimde ülkelerden çaldığım
Kuru sarısı baharlar.
İçinde bin yıllık uykusunu sürüyor kuşlar
Pencerelerin hüznünü sırtlanıyorum geceye karşı
Şairin çürüttüğü suyla demleniyor toprak
Yokluğun isi hiçbir yağmurun geçiremediği o karalar.
Dereler! Uğulduyor kulaklarımda derdiniz!
Boşaltsaydım sönük fenerlerimi göğsünüze
‘ Bu melâl bize fazla’ mı derdiniz?
Dereler! Bilmeden kaç karanfili kökünden ettiniz…
elif n.
Delilerteknesi Edebiyat, sayı: 6
Her ölü bir aşkı uyutuyor sallayıp ayaklarında
Her aşk bir ölüm ilmihali.
-kaç şehrin rüzgarı sıyırdı tenini
Çocuklar bağrışıyor avlularda,
Her küflü şiirden çocukluğum sesleniyor.
Bir ten, bir gece, dört duvar...
Haydi melek! Ölmek için her şey tamam!
-her ölüm bir aşkın izahı gibi
İçime ağırca bir şey demirlendi
Hangi aşkı öldürsek yarısı hayat
...
..
.
onaltıkırkbeş, 21
yaralı yüreğin alev gizleyen serinliğidir
ten şehrine vuran denizde aşkefzâ
ay sinede gömülü ak bâde
gök iki kuh-i gül
belki doyumsuz bir tutkuyla solumaktır güz
dirimin kalbini teğet geçmeden ölmek düş
de ki :
amaç ezginar bırakmaksa aşkı
içimizdeki ayrıksı gecenin adresi :
sisli güldehan sokağı
sabahlar ölü doğuyor kıblemize
altta yerçekimli keyfiyetin alın yazısı
üstte bir mızrak boyunda canfezâ
hayat…çoğalırken eksilmek…işte hepsi bu
Fatih Yavuz Çiçek
(S)İN
Kirpikleri yanık bir kadın düştü şehrin rahmine
ellerini hangi kömürlüğe kaptırmıştı
saçlarını…. hangi kasırgaya
bin yıldan beri tek kuş inmemişti bu vahaya
Sisin ortasında tiz’e kalıyordu çığlığı
isin kokusu cehennemden bildikti…
Sin daralıyordu ara/k/landıkça
in, zalamı ovuyordu göğsü kadının kan/a/dıkça
Kuşlar da saklanıyordu, sürü sürü. Belki inat
ve bahar, ve atlar gökyüzünde
yüzünün çanları delirmişti kadının
in: zehir demekti bir başka dilde
Karşın Edebiyat- 6
"keşke ondan nefret edebilseydim.. pıhtılaşmazdı öfkem; ölmezdim"
dudaklarının kenarındaki katılığı sorguluyor kadın. yumuşatmaya çalıştığı bir kuşun ölümünden arta kalan kalın sessizlik. dudak kenarı...
kış gücenerek karnını boşaltıyor dünyadan aşağı.
gün tükenerek kalemde siyah oluyor.
hangi denizin edası bu dalga kırıkları, bu müphem hafif koku. baharın sonu dolanıyor ayaklarına, yerler kuru, yerler sarı, yerler ayaza girgin.
gözlerindeki boşluğu ateşe veriyorlar, yarı solmuş çiçek ve toz kokusu alıyor yerini dalgaların..
boşluk siyaha ırganınca,
saçlarından başlar ölmeye bir kadın...
kuğu melali pencere eşiklerinde, dilleniyor gökmakam..
gökyüzünün dilinden bir şey sarkıyor
ellerim esrik bir baharın sahibesi
dönsem diyorum, dönsem havada
kime kalırsa ardıç kokusu
güz kime kalırsa
bir hinlik düşünüyor sokak
alfabesini çözüyorum karanlığın, maznun
kaçsam diyorum, kaçsam vahaya
kimden çalınırsa şiir
sükûn kimden çalınırsa
gördüm hayatın yarasını
lâ'l oldu aşk
e.n.
...
Bir çölün sabrı ancak devası yarasına ilikli bir kadının kalbinde eş bulur. Sabır bir kere kana karışmışsa, bu, tehlikeli bir virüsü sevgiyle ve umutla beslemek demektir.
...