"dilini unutmuş bir ezberim şimdi, ezberini unutmuş bir leyli"
gezdim karanlığını.
bildim ki benim de gözlerim bir kavanoza hapsedilmiş. fağfur. etraftaki tüm bedenler saydam, raks içinde ayazla.
-af dileği, bir günahın parçasından kopmuş gri bir yıldızın kendi katline razı ola ola kaymasıdır-
şehir karnını içine çekiyor ifritini saklayabilecekmiş gibi. bin yılda tek olur. sonra kırılır bütün sesler. ve yeryüzündeki bütün kelebekler hapsedildikleri kuyunun içinde ağırlar fağfur kavanozu.
sezdim aralığını.
bildim ki gülüşü güldendir güzün ve ağırdır artık yüklendiği o ziyadesiyle yorgun hüzün... şimdi kendimi eksilterek arıyorum ezheri... heybemde gün ve ah, dilimde aman!
-yara düşmek bir boşluğun kendini artırmasıdır ihtiyatla-
"ya derdime ferman, ya katlime derman!"
